Fantasiada, menina interage com cangurus em parque na Austrália; veja mais fotos: http://folha.com/131372 (Foto: Carters News/The Grosby Group)
Fantasiada, menina interage com cangurus em parque na Austrália; veja mais fotos: http://folha.com/131372 (Foto: Carters News/The Grosby Group)
VANISHING
Paraguay, Asunción based photographer Alessandra Celauro (see.me / flickr)
Eğer insanın yaşamındaki temel motivasyonu, daha iyi bir buzdolabına sahip olmak ya da daha kötü bir buzdolabından korkmak değilse; içten içe doğru zannettiği bir hayatı sessizce yaşar ve bitirir. Kutsal düşünceleriyle ve ulvi çabalarıyla ağar ağar bir maymuna dönüşerek tamamlar yolculuğunu. Yüzlerce kez sinirlenir ve yine de acılı bir gülüşle kucaklar kendisini, mecburen. Eğer insanın yaşamındaki temel motivasyonu, güzel bir sabaha uyanmak ya da sakin bir geceye başlamak değilse; birdenbire hayatın her anını sevdiğini zanneder ve yine kendine has sessizliğiyle övgüye boğar yalnızlığını. Soğukta üşümeden, sıcakta pişmeden, rüzgarda savrulmadan ve yağmurda ıslanmadan ölmek derdindedir; oda sıcaklığında ölmelidir insan. Sonra polis ve ambulans gelir. Hikayeler anlatılmaya başlanır. Hepsine inanılır, hepsine üzülünür. Sevmek isterken acınacak hale düşmek de mümkün, nefret ederken evliyaya dönüşmek de.
Bir Hataylı’dan Çandar’a açık mektup: ‘Ama biz öldük Cengizciğim…’
Cengiz Çandar bugünkü köşesinde Reyhanlı’da yaşamını yitiren yurttaşlardan “maliyet” diye bahsetti. Çandar’ın bu yazısı çok büyük tepki çekti. Belki de ona verilebilecek en güzel cevap bir Hataylı’dan geldi: “Ama biz öldük Cengizciğim…”
welebrity nicki ile Ekşi sözlük’te yayınlanan açık mektup şu şekilde:
“demin sana mail atmaya çalıştım cengiz’cim, ama radikal’in sunucuları bana adresini beğenmedik, ulaştıramadık dedi senin için.
demek hem yorum yapmaya, hem de sitem almaya kapalısın. bu yüzden kapalı mektubumu, senin yaptığın şekilde, açık açık yazıyorum.
bak cengiz’cim, sana bir hataylı olarak yazıyorum.
ne kadara satın alındın gerçekten bilmiyorum ama, sana satın alınmamış bir kalem olarak birkaç kelam edeceğim.
reyhanlı, hatay’da ak partisi’ne oy çoğunluğunun çıktığı iki üç ilçeden birisi. geçmişte de mhp’nin kalesiydi burası. ben bir samandağlı olarak gurur duyuyorum, çünkü faşist düşünceye biz hiçbir zaman geçit vermedik. ama reyhanlılı kardeşlerimiz bu hatadan bir türlü dönemediler.
orada yaşananlar yüzünden kan ağlıyorum, çünkü siyasi düşüncelerimiz taban tabana zıt bile olsa, hatay’dan asla karşıt grup çatışması haberi gelmez, gelmedi, gelmeyecek de. biz “sağduyulu” konuşmak için sizin gibi satmayız kendimizi, biz zaten sağduyuluyuz. musevi arkadaşımızın cenazesine sinagogda katılıp, ertesi gün kilisedeki düğüne gideriz. sunni kardeşlerimizle birlikte oruç tutup teravih namazında saf tutarız. onlar da bizim ziyarethanelerimize gelip hrisi’mizi yerler. ama sen hrisi nedir şimdi diye sorarsın, çok yabancı olduğun şeyler çünkü bunlar.
biz savaşmasını bilmeyiz cengiz’cim, biz savaşarak bir şeyin elde edileceğine inanmayız. o yüzden referandumla katarsın hatay’ı türkiye’ye, savaşarak değil. çünkü burada cephe açılmadı, açılamaz da. bu yüzden terörist gördüğümüzde ne yapacağımızı bilemedik. dokunmadık. suriye’nin muhalif askerlerinin hatay’da ne bok yediklerini eğer gerçekten bir gazeteciysen araştırır öğrenirsin. dükkanları yağmalayan, herkesi rahatsız eden, sokakta makineli tüfeğiyle poz verip kendisine ses çıkarana “`biz erdoğan’ın misafirleriyiz, istediğimizi yaparız`” diyen adamların hikayelerini ben anlatmayayım sana.
cengiz’cim. ortadoğu politikasında etkili olmak istemiyoruz biz. bizim böyle çorbada tuzumuz da olmasın, kaşığımız da! istemeyiz!
ama biz öldük cengiz’cim. ve arkamızdan sen “maliyet” dedin bizim için. şimdi sana soruyorum cengiz’cim, rica ediyorum, açık yüreklilikle cevap ver kardeşim. şimdi seni öldürse birisi, bir başkası da arkandan “satılmış kalem olmanın maliyeti bu, mukadderat” dese senin sevenlerin, komşuların ne hissederdi?
cengiz kardeşim, inşaallah aklın başına gelene kadar ölmezsin, inşaallah satılmış / korkak bir kalem olduğun için kömürleşerek can vermezsin. biz satılmadığımız halde, kendimizi satmadığımız, düşüncemizi satmadığımız halde yanarak, kömürleşerek, parçalanarak can verdik. ama sen umarım bu şekilde can vermezsin.
insana değil, hayvana değil, recep tayyip erdoğan’a bile yakışmayan bir ölüm şekli bu. ama bize yakıştırdınız. teessüf ederim.”